En Etkili Mülakat Tekniği

Arkadaşlar, iş arıyorsunuz mülakatlara çağırıyorlar gidiyorsunuz istiyorsunuz ki mülakatı alın. Oradan on numara bir şekilde çıktığınızda arkanızdan şunu desinler “Aradığımız kan bu, başvuran arkadaşlar arasındaki en iyisi, biz bu insanla çalışalım.” Şimdi size bununla ilgili gerçekten işe yarar bir bilgi vereceğim.

Girdiniz mülakata, size çok zor sorular gelmeye başladı. Ne soracaklarını bilemiyorsunuz her konuda her şeyi sorabilirler. Şöyle yapacaksınız. Mülakatlere gitmeden önce oturun, elinize kağıt kalemi alın, kendinize bir saat bir zaman ayırın. Tek tek tüm tecrübeleriniz hakkında bir tablo oluşturacaksınız kendinize. Hayatınızdaki 3 konu üzerine yaşadığınız olayları yazacaksınız. Tecrübenize göre diyelim ki birkaç yerde çalışmış 5-10 yıllık bir tecrübeniz varsa daha fazla olacak ama okuldan yeni mezun olmuşsanız nispeten daha az olacaktır.

Konular şunlar:

  1. Gelişmeye açık bir alan vardı. Ben o alanı gördüm. Şöyle bir yöntem uyguladım ve şöyle devam ettim. Sonuçta şöyle bir başarı sağladım.
  2. Ortada bir sorun vardı. Ben şahsen girdim şunları yaptım ve o sorunu çözdüm.
  3. Gelişmeye açık bir alan vardı ortada. Bir sorun yoktu ama filan filanı değiştirerek bir gelişme sağladım.

Üç konu arkadaşlar. Bu üç konuda da 3’er 4’er tane, yeni mezunsanız 1’er 2’şer tane olay düşünün. Size 8-10 tane hikaye eder. Sonra her konu için şu anlatacaklarımı yapacaksınız. Bu arada bizzat yaşadığınız hikayeler olması çok önemli çünkü insanlar onu size soracaklar. Belki referans isteyip daha önce çalıştığınız o yere telefon açacaklar, doğrulamak isteyecekler. O yüzden gerçek olması çok çok önemli.

Şimdi öncelikle birinci sütuna bu 3 konuda da teker teker “Olay neydi? Sorun neydi? Düzeltilmesi gereken hata (gelişim alanı) neydi?” sorularının cevaplarını yazıyorsunuz. İkinci sütunda da “Bu durumda ben yaptım? Çözümüm ne oldu?” sorularının cevaplarını yazıyorsunuz. Üçüncü olarak sonuç ne oldu, çözümüm şirkete ne fayda sağlandı? Oturup bu hikayelere gerçekten çalışıyorsunuz. Ezberliyorsunuz yani, ezberlemek derken hikayeleri çok iyi içselleştiriyorsunuz. Zaten size ait hikayeler bunlar.

Sonra, mülakata girdiğinizde size sorular soracaklar “Bu gibi bir durumda ne yapabilirsin, şu durum için ne düşüyorsun? vs”. Bu gibi soruların uygun olan noktalarında bu hikayeleri anlatıyorsunuz. Bu konuyla ilgili benim başımdan şu geçti veya size ne düşündüğümü ne yaptığımla ilgili bir örnek vererek açıklayayım diyebilirsiniz. Özet olarak bu hikayeleri kullanmaya başlıyorsunuz. Size ne gibi eksikliklerinizin olduğunu sorabilirler. O zaman da böyle bir hatam oldu ama şöyle düzelttim diye anlatabilirsiniz. Eksiği olmayan insan olmaz, herkesin eksiği olabilir. Geliştirebilecekleri neleriniz olduğunu, hangi konulara ve hatalara ne çözüm üretebildiğinizi öğrenmek ister iş verenler.

Evet arkadaşlar, bu konulara çalışıyorsunuz. Kendinize bir zaman ayırıp bu hikayelerinize çalışıp mülakata giriyorsunuz. Şimdiden hepinize başarılar diliyorum.

Bu arada www.veliahtakademi.com’a girip göz atmanızı ve bu ve benzer konulardaki eğitimlerden yararlanmanızı istiyorum.

Meslek Seçimi Nasıl Yapılmalı?

Meslek Seçimi Yapmak Hassas İştir

Meslek seçimi iş hayatına, belki de üniversite sınavına girecek gençlerin en önemli konularındandır. İşte size pratik, işlevsel ve her an geçerli bir yöntem.

Mutlu bir iş hayatı için kendinizi huzurlu hissedeceğiniz bir meslekte yükselmeye başlamanız çok önemlidir. Bir meslekte ise sadece ne yaptığınız öndemli değildir. O mesleki ortamda nasıl insanların bulunduğu, o endüstrinin çalışma şartlarının nasıl olduğu da çok önemlidir. Zira muhtemelen yıllar boyunca bir takım insanlarla aynı ortamlarda bulunup onlarla benzer aktiviteler yürüteceksiniz. Bu sebepten mesleklerin dışarıdan nasıl gözüktüklerine bakarak meslek seçimini yapmak hüsran ile sonuçlanabilir. Bunun örneklerini sıkça görürüz. İnsanlar eğitim hayatlarının ortasında yanlış yapılmış tercihler yüzünden değişiklik yaparlar. Bazen de istemeye istemeye girdikleri işlerden bir süre sonra çıkarlar. Yanlış meslek seçiminden elbet dönülebilir ama size zaman kaybettirir.

MESLEK SEÇİMİ NASIL YAPILIR?

  1. Kendinizi tanıyın: Alın elinize kağıt kalemi ve kişisel özelliklerinizi alt alta sıralayın. Bu özelliklerinizi 1’den 5’e kadar puanlayın. Aynısını ailenizden ve sizi tanıyan arkadaşlarınızdan da yapmalarını isteyin.
  1. Meslekleri tanıyın: Öncelikle eğitim hayatınız boyunca elinizden geldiği kadar staj yapmaya çalışın. Yazları bir yerlerde çalışmaya özen gösterin. Bu size farklı meslekler hakkında dışarıdan gördüğünüzden çok daha derinlemesine bilgi verecektir. Tercih yapmadan ya da bir işe girmek için çalışmalara girişmeden önce o meslekteki insanlar ile görüşmeler yapın. Çok basit bir LinkedIn hesabı sayesinde pek çok insan ile tanışabilirsiniz. Bu insanlar ile kısa online görüşmeler gerçekleştirebilirsiniz.
  1. Meslekleri kendi özellikleriniz ile kıyaslayın: Bundan sonra yapacağınız şey bu mesleklerin gerektirdiği özelliklerin sizin yüksek puanlarınızda uyuşup uyuşmadığını kontrol etmek.

Yapacağınız işte hayatınız boyunca sabır, dışa dönük olma, zeka, stres, hesap verebilirlik, yaratıcılık gibi karakter özellikleri gerekecek. Eğer bu özellikler sizde yoksa, bu gibi konular sizi zorlayacaksa o meslekte başarı şansınız da azalacaktır. Ayrıca kişilik ve davranışsal özellikleriniz başka insanlar ile birlikte ne şekilde çalışmanıza imkan tanıyacak? Takım çalışmasında ne gibi konular sizin için önde geliyor? Ne gibi yatkınlıklarınız var? Kimi meslekler vardır ki bir çeşit durumda gelene ağam, gidene paşam demek durumundasınızdır. Yapabilir misiniz bunu?

BİR ÖRNEK

Geçen aylarda eskiden tanıdığım, sevdiğim bir beyefendi beni aradı. Kızının iş hayatına gireceğini söyledi. Kızı ile konuşmamı rica etti benden. Genç ile 15-20 dakika kadar sohbet ettik. Şunu fark ettim ki bu genç aslında tamamen kurumsal bir şirkette çalışmak istiyor. Henüz kurumsallaşmamış, kuralları tam belli olmayan yerlede çok zorlanacağı aşikar. Ama kimi insan vardır İsveç Çakısı gibidir. Ne iş olsa bir şekilde altından kalkar. Aynı standart işi yapmak yerine yaratıcılığının değişken bir ortamda daha iyi çalışacağını düşünür. Bu gibi bir insan büyümekte olan, belki start-up bir iş yerinde çalışmaya daha yatkındır.

İşte bu konuları oturup özellikle çalışmazsanız daha sonra iş hayatında zaman kaybettiğinizi fark edebilir, mutsuz olabilirsiniz. Yeteneklerinize daha yakın bir meslek ya da iş seçerseniz hem daha mutlu olur hem de daha çabuk yükselebilirsiniz.

DAHA FAZLASI İÇİN

Bu arada “geleceğin mesleklerini nasıl seçerim” diye merak ediyorsanız ilgili makalemi de okumanızı şiddetle tavsiye ederim.

Sorumluluk Vermek

İnsanlara sorumluluk vermekten kaçınmamak lazım. Hata yapmadan öğrenilmiyor ve hatasız kul oluyor. Bu ikisini unutmamak lazım.

Aile şirketlerinde patronların çalışanlarına sorumluluk vermemelerinin en büyük sebebi insanların hata yapmasından korkmalarıdır. Doğrudur insan hata yapar, evet doğrudur bu hatalar büyük sonuçlara sebebiyet verebilir. Fakat sorumluluk vermekten kaçınmak, büyümenin önündeki en büyük engeldir. Sorumluluk vermeye çekinen yöneticileri bekleyen ilk şey, her işi kendilerinin yapmasıdır. Bir insanın da kapasitesi sınırlı olduğundan işler yetişmemeye başlar.

Bir istenmeyen sonucu daha vardır sorumluluk verememenin. Yabancıların “micro management” dediği şey ortaya çıkar. Mikro yönetim olarak çevirebileceğimiz bu kavram, yöneticinin çalışana ne yapması gerektiğini, nasıl yapması gerektiği ile birlikte söylemesi durumudur. Günümüz iş dünyasının x ve y kuşağında ters tepen bir idare biçimidir bu. Kişi kendisine verilen sorumluluğu kullanamadığını anlar ve yaptığı işten soğumaya başlar. Bu durumda da mutsuz olan çalışandan ya verim alınamaz yada bir müddet sonra çalışan kendine yeni bir iş bakmaya başlar.

Oraya baktığınızda söz konusu bu patronun bu istenmeyen davranışının altında yatan sebepleri anlamak güç değildir. Bunun altında yatan şu korkuyu görebilirsiniz; “ya bir hata yapar ve büyük bir zarar verirse”. Yukarıda belirttiğim gibi bu olasılık yok değildir. Ama bu olasılığı düşürmek mümkündür. Neticesinde de önü açılan çalışanlar daha şevkle çalışacak ve daha fazla fayda sağlayacaktır. Bu bilince ulaşarak çalışmak da en nihayetinde şirkete fayda sağlayacaktır.

Hatayı minimize edip, çalışana sorumluluğu nasıl veririz?

Öncelikle benim tavsiyem işe alım ve mülakat süreçlerinizi yeniden gözden geçirmeniz olacaktır. Herşey insan için/ile başlar, insan için/ile yapılır, insan için/ile biter. Hayatının ana malzemesi insandır, iş hayatındaki başarının da. Lezzetsiz, kötü malzeme ile lezzetli, sağlıklı yemekler yapabilir misiniz? Hayır. O zaman uygun olmayan insanla çalışarak daha iyi iş idaresini nasıl yapacaksınız? Bu süreçte yapmanız gereken en öncelikli şey insan kaynakları konusunu elinize almanızdır. İyi bir mülakat tekniği öğrenin. Buna destek olması için belki beden dilini okuma konusunda bir eğitim alabilirsiniz. Yani işi başından sıkı tutup sorumluluk vereceğiniz en uygun insanı seçin.

Düzgün insan seçildi, şimdi o insana güvenip bazı sorumluluklar verilecek. işe ilk başlandığında görev tanımının net olması önemlidir. Kişiden neler beklenip, nelerin beklenmediği net olmalı ve bu kendisine açıkça tebliğ edilmelidir. Bir zaman sonra bitmesini beklediğiniz bir işin neden sürüncemede kaldığı sorulduğunda, “bu benim vazifem değil” cümlesi ile karşılaşmamak lazım. Yada görev ve sorumluluk tanımlarının tam yapılmadığı bir ortamda tam tersi bir şekilde bir çalışanınızın, sizin vereceğiniz yada başka bir üst yetkilinin vereceği bir kararı size sormadan vermiş olması da olasıdır. Vereceğiniz işi ve bu sorumluluğu almaya uygun elemanı belirlediğinize göre geriye kalan tek şey elemanın yapacağı işi iyi bilmesidir. Günümüzde artık Türkiye’de okul sonrası eğitimler belirli bir seviyeye geldi. Şirketler de eğitimlerin farkına vardılar. Ayrıca kurumsal şirketlerde bu eğitimler şirket içi eğitimi şeklinde de verilmekte. Gerektiği zamanda içeriden ve dışarıdan koçluk veya mentorluk desteği de almak mümkündür.

Kişinin sorumluluk alacağı konu hakkında yetkin olduğuna emin olunduysa, son olarak yapılması gereken şey güvenilir bir denetleme mekanizması kurmaktır. Denetleme, kişiyi her an takip edip, sorguya çekmek ve şüphecilik ortamı yaratmak olarak algılanmamalıdır. Denetim, işe alım ve eğitim gibi başlı başına üzerinde çalışılması gereken bir konu olmakla beraber her şirkette belli bir dereceye kadar bir denetim mekanizması kurmak mümkündür.

Bütün bu aşamalar olması gerektiği gibi geçildiyse, geriye kalan tek şey sorumluluğun verilmesidir. Bunu yapamamanın önündeki tek engel korkudur. Eğer sorumluluk verdiğiniz kişi o işi yapmaya en uygun bulduğunuz, işi nasıl yapacağını bilen ve güvenebildiğiniz (yada gerektiği gibi denetlediğiniz) kişi ise, daha tereddütünüze gerek bırakacak ne kalıyor ortada?

Sorumlulukların ve hassas kararların alınmasının delegasyonu yapılmaz ise bunun anlamı bütün o işlere kişinin kendinin koşmasıdır. Bu da şirkete sağlayacağı faydadan çok zarar verir. Şunu da unutmamak gerekir ki hiç kimse mükemmel değildir. Herkes hata yapabilir ve hata insanoğlunu insan yapan özelliklerden biridir. Önemli olan hata yapmamak değil, yapılan her hatayı masaya yatırıp bir daha olmaması için ne yapılması gerektiğini tartışmaktır.